Bülent Şık’a Uluslararası Hrant Dink Ödülü

Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nün on yedincisi, 15 Eylül 2025 akşamı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen törende sahiplerini buldu. Bu yıl ödüle layık görülenlerden biri, vakfımızın Genel Sekreteri Bülent Şık oldu…

Bülent Şık’a Uluslararası Hrant Dink Ödülü

Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nün on yedincisi, 15 Eylül 2025 akşamı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen törende sahiplerini buldu. Bu yıl ödüle layık görülenlerden biri, vakfımızın Genel Sekreteri Bülent Şık oldu. 

Bülent Şık; gıda güvenliği ve halk sağlığı konularında kamuoyunu etkin bir şekilde aydınlatması, bilimsel dürüstlüğe olan bağlılığı ve kamu yararını savunmadaki kararlılığı ile tanınıyor. Bilgiyi toplumun ortak hakkı olarak görmesi, teknik konuları herkesin anlayacağı bir dille aktarma ustalığı ve risk alarak hakikati duyurma iradesi, bu önemli ödüle layık görülmesinin ana nedenleri arasında sayıldı. 

Bu ödül yalnızca bir kişinin takdir edilmesi değil; adalet, ifade özgürlüğü ve kamu yararını gözetme ilkelerinin öneminin hatırlanması anlamını da taşıyor. BAYETAV olarak, çalışmalarını ve cesaretini takdir ediyor, Bülent Hocamıza içtenlikle tebriklerimizi sunuyoruz.

Bület Şık’ın ödül gecesi kürsüde yaptığı konuşmanın kısa metnini aşağıda dikkatinize sunuyoruz. İsteyenler en aşağıdaki linkleri tıklayarak konuşmanın tam metnine ya da videosuna ulaşabilir.

“Hrant Dink’in sözüne, hayatına ve mirasına sahip çıkan kıymetli dostlar.

Bu akşam burada bulunmak ve Hrant Dink’in ismini taşıyan bu ödülü almak büyük bir onur.

Hrant Dink’in yaşamı bize, hakikati söylemenin ve adalet talep etmenin ağır bedellerini; buna rağmen umutlu bir gelecek için ısrar etmenin de onurunu gösterdi.

Kamu vicdanı bazen tek bir insanda vücut bulur; özellikle de sözlerini samimiyetle, cesaretle, insanın ruhuna dokunan bir sahicilikle dile getiren insanlarda. Hrant Dink de böyle bir insandı. Bu ülkenin vicdanında hâlâ yankılanan bir ses; insanları nefretten değil sevgiden, çatışmadan değil dayanışmadan, ayrışmadan değil ortak insanlık değerlerinden söz etmeye, geçmişin acılarını paylaşmaya, barış içinde bir arada yaşamaya çağıran bir sesti.

Bu ödülün anlamı, adını taşıdığı insanın hayatıyla, mücadelesiyle ve yarım kalan sözleriyle iç içe olduğu için de bambaşka.

Ödül gecesi için yapacağım konuşma metni istendiğinde ilk anda bir panik duygusu yaşadım, ne söyleyebilirim, bu anlamlı ödüle hangi sözlerle not düşmeliyim diye düşündüm durdum. Bir süre sonra aklımda beliren ilk düşünce sevgili dayım Ahmet Albay oldu. 1980 yılında, faili meçhul diye anılan ama failleri hepimizce malum olan bir cinayete kurban giden dayımın hayatı ile Hrant Dink’in hayatı arasında bağ kurmadan edemedim.

O da adalet ve eşitlik için mücadele ediyor, insanı ve insanlığı savunuyordu; susturuldu. Tıpkı Hrant gibi.

İnançları, idealleri uğruna hayatını veren bu insanlar bize güç veriyor ve başka türlü bir hayatın mümkün olduğunu hatırlatıyor. İkisinin de hatırası şimdi bize şunları soruyor:

Gerçekten yas tutabiliyor muyuz?

Belleğimizi koruyabiliyor muyuz?

Geçmişle hesaplaşabiliyor muyuz?

Onların ardından bir söz kurabiliyor, onların sözünü çoğaltabiliyor, mücadelelerini büyütebiliyor muyuz?...”

Ödül konuşmasının tamamını izlemek için tıklayınız.

Ödül konuşmasının tamamını okumak için tıklayınız.